15 Şubat 2012 Çarşamba

Kore'ye Nasıl Sardığımın Hikayesi

Öncelikle Kore'ye nasıl sardığımın değil Blog yazmaya nasıl karar verdiğimi anlatmam lazım sanırım.Bu aralar(ki bu aralar dediğime bakmayın siz baya zaman oldu)Kore'ye kafayı o kadar takmış durumdayım ki bunu bi şekilde içimi döküp rahatlamam gerektiğini hissettim..Kısaca bu bloğu açmamın nedeni budur.Kpop ve Kdrama ile ilgili her şeyi yazmak istiyorum.
Kore'ye nasıl sardığımın hikayesine gelince(öyle özel bişey değil heyecan yapmaya gerek yok) kendimi bildim bileli içimde bi çekik aşkıdır gidiyor ve bunu ben de pek anlamıyorum.Daha doğrusu özel olarak Kore'ye sarmadan önce anlamıyordum diyelim.
İlkokuldan bir arkadaşım kafayı Korelilere takmıştı bir zamanlar.Ortada o zaman bana gjbkgjfdb gibi gelen isimleri sayıklaya sayıklaya dolaşırdı ki hiçbirimiz derdine derman olamazdık.Her neyse bi gün Boys Over Flowers'ı izleyip gelmiş bu okula.Geldi yanıma,kesinlikle izlemen lazım falan filan anlattı da anlattı ayrıntıları hatırlayamayacağım.Sonra ne oldu bilgisayara koşup ilk bölümü açmadım tabii.Aradan belki de 1 yıl geçti yaz tatilinde canım çok sıkılmış olacak ki(iyi ki sıkılmıış)birden aklıma geldi ya boyslu falan bi dizi vardı açıp da baksam mı bi diye.Sonrasını zaten hatırlamıyorum kendimden geçmişim haha.2 günde falan bitirip yeni kdramalara atladım hemen tabi.Sonra anladım kızcağızın halinden.
Kpop la tanışmam da hemen hemen dizilere başladığım döneme denk geliyor.İlk dinlediğim kpop şarkısı SS501'dendi tabii.Love ya olması gerek.Sonra dur durak bilmedim her türlü kore müziğini dinledim zaten.Ve tahmin edeceğiniz gibi hala da dinlemeye devam ediyorum.Bu yazıyı okumanızı falan da beklemiyorum hatta bu tamamen kendimi rahatlatmak için bi yazıydı yani okumanıza gerek yok.
Herneyse benim Kore hikayem kısaca böyle.Öff yazarken bile sıkıldım siz okumaktan sıkılmadınız mı?  size söz bir dahaki yazım You're beautiful hakkında olacak ya da secret garden mi olsun yok yok city hunter mı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder